Kuşlar kadar özgür...
1 Ağustos 2012
Bitmeyen bir şey.
Çoğu insan herşeyin günü gelince bittiğine inanır.
Aslında şöyle bir gerçek vardır.
Biz bir şeylerin bitmesine izin verdiğimiz için, günü gelince biter.
Bazı dostluklar mesela; siz ipleri koparmadıkça, mesafeyi arttırmadıkça bitmez...
Bazı aşklar, unutmadıkça ve unutturmadıkça da bitmez...
Herşey her zamanki gibi elimizdedir, bizdedir.
23 Temmuz 2012
Alıntı.
Bakıyorsun ki, ona dair sende olan her şey sadece alışkanlık. Sevgi bitmiş, aşk bitmiş, huzur gitmiş.. söyleme hala sevdiğini falan, zırvalama ağzında onu unutamadığına dair cümleleri; biliyorsun, unuttun. Zor olmadı. Olmayacaktı, biliyordun. Uzaktı. Gözünün önünde olmadığı için zorlamayacaktı. Yanmayacaktı canın, acımayacaktı içinde bir yerler, yazdıklarını üzerine alınmayacaktın, her şarkı sana onu anımsatmayacaktı, gülerken aklından geçmeyecekti, sabah kalktığında mesaj atma hissi duymayacaktın, özlemeyecektin onu, fotoğraflarına bakıp okşamayacaktın ekranı hiçe sayıp yanaklarını, ağlamayacaktın onun için, sinirini başkalarından çıkarmayacaktın, ismi geçtiğinde içinde bir şeyler harekete geçmeyecekti, olmayacaktı yazdığın yazılar ona. Tamam olacaktı hepsi ama atlatacaktın zamanla. Atlatıyorsun değil mi? İster istemez unutuyorsun, çünkü hatırlatacak hiçbir şey yapmıyor. Hayatında bir başkasının olduğunu düşünüyorsun, belki de eminsin, kendine yediremiyorsun. Canın acıyor değil mi? Geçecek. Yemin ederim atlatacaksın. Hıçkıra hıçkıra ağladığın tüm gecelerin hesabını haykıra haykıra gülerek ödeyeceksin. Yemin ederim böyle olacak. Söz veriyorum. Düzeleceksin. Yanında olmayacak o ayrı. Hissizleşeceksin gittikçe, hissizleşmiş de olabilirsin, kim bilir. Aynalar ne kadar itici geliyor değil mi? İnsanlara uyuz oluyorsun. Çünkü ne halde olduğunu gram düşünmüyorlar, seni düşünüyorlar ancak akıllar başka yerlerde. Gülümsüyorsun onlara, yalandan. Geçecek. Zor olacak ama geçecek. Yazmak artık rahatlatmıyor olsa gerek, can yakıyor. Sahi, canın zerre umrunda mı acaba? Düşünüyor mu seni? “Acaba benim kadar onun da canı yanıyor mudur” diye soruyorsan kendine, geçmiş olsun. Resmen unutmamak için direniyorsun. Nafile. İstesen de, istemesen de unutacaksın. Çünkü alışıyorsun. Elinde olmadan, sadece hayatında yeni biri olmadığı için üzüleceksin. Sorduklarında söyleyeceğin bir O olduğu için. Gerçi hayatında biri olsun da istemeyeceksin, iğreneceksin bir süre onlardan. Sana ilgi gösteren herkese “siktir git, sen de canımı yakacaksın biliyorum” gözüyle bakacaksın. Yakacak. O da böyle yapmıştı. Önce yaralarını sardı, yanında oldu, seni dinledi, kendine güvendirdi, sevdirdi, bağladı, sonra da o lanet olası yaralarını yeniden kanattı.
“Şimdi ne yapıyordur acaba? Uyuyor mudur, karnı aç mıdır, özlemiş midir biraz da olsa?” sorularından vazgeç. Onun adı geçtiğinde “beni ilgilendirmiyor artık” demeyi öğren. O güzelim şarkıların içine onu koyarak kendine eziyet etme. Ağlama sakın. O ağlamıyor, gülüyordur büyük ihtimal. Ya da bir başkasına yazıyordur, belki de tuvalette. Uyuyor da olabilir, ama emin ol ağlamıyor.
Sakın ağlama.
Sakın.
Hiç haketmiyor.
“Şimdi ne yapıyordur acaba? Uyuyor mudur, karnı aç mıdır, özlemiş midir biraz da olsa?” sorularından vazgeç. Onun adı geçtiğinde “beni ilgilendirmiyor artık” demeyi öğren. O güzelim şarkıların içine onu koyarak kendine eziyet etme. Ağlama sakın. O ağlamıyor, gülüyordur büyük ihtimal. Ya da bir başkasına yazıyordur, belki de tuvalette. Uyuyor da olabilir, ama emin ol ağlamıyor.
Sakın ağlama.
Sakın.
Hiç haketmiyor.
18 Temmuz 2012
Tanımıyorsun.
Gözlerin kapanır ve aklına gelen ilk yüz olur.
Kalbinin attığının en önemli göstergesidir.
Onla göz göze gelmekten kaçınsan da onun yüzünün her karesini ezberlemiş gibisindir.
Ne zaman dağınık olsan o karşındadır, ne zaman onu görmeye hazırsındır o etrafında bile değildir.
Üzüntünde onun yanında mutsuzluğuna son vermek isterken, mutluluğunda sadece onunla paylaşmak istersin.
Tuhaf işte.
Aslında içinden saatlerce ona bakmak gelse de ; etrafındakiler hissettiklerini anlar diye korkarsın.
Aslında "seni seviyorum" kelimesi dilinin ucundayken, yine korkarsın.
Kimden?
Niye?
Bunun cevaplarını kendince bilirsin ve korkarsın.
Bunların hepsini geç.
Asıl soru:
Tanımadığın birinin gözleri,kaşı,gülüşü hiç mi aklından çıkmaz?
Tanımıyorsun. Ama gözlerini kapattığında gördüğün ilk yüz o olur. Nasıl olur?
14 Temmuz 2012
İyi olmak kötüdür.
Herkesin bana "sen çok iyisin" demesi kötü.
Şimdi bu cümlem saçma gözükecektir size.
Çünkü iyi olan insan;
-Kolay sömürülür.
-Herkese güvenir.
-Herkesi kendi gibi dürüst,iyi,merhametli vs. sanar.
-Karşılık beklemeden iyilik yapar.
veee bu liste böyle uzar gider.
İşte bu yüzden...
İyi olmak kötüdür, ama iyi olmak saf demek değildir.
İyi olmak kötüdür, ama iyi olmak salaklık değildir.
İyi olmak, yürekli insanın işidir.
Yürekli insanın da yüreğini delik deşik edecek kişiler vardır.
Önemli olan o kişilere bulaşmadan iyi kalabilmektir ve asla kendinden istifade edilmesine izin vermemektir.
Olay bundan ibaret işte, hepsi bu.
6 Temmuz 2012
Saçma ama, kıskanıyorsun...
Kimdir, neyin nesidir tam olarak bilmeden bağlanıyoruz karşımızdakine...
Koşulsuz, çıkarsız...
Bırakın sevmek, hoşlandığımızı bile bilmeyen bir insana bağlanıyoruz.
Bilse ve aynı duyguları bize karşı hissetmese de bağlı kalırız yine, bunu da biliyoruz.
Aslında şöyle bir şey bizde ki; "kalbimde biri olsun, ben onu sevdiğimi bilerek yaşayayım. Doğru insansa bir gün bağlılığımın sonucuna ulaşırım, yanlışsa da doğru insana götüren yolda vakit geçirmiş olurum." mantığı.
Yani ana fikir; kalbim boş kalmasın.
Yanlış mı, doğru mu bilinmez. Ama şu da bir gerçek ki; kimse yalnızlığa ömrünün sonuna kadar dayanamaz. Aşk olmasa yada aşk değil de ufak bir kıvılcım olmasa bile karamsar bir hale bürünebilir.
Her neyse, hiçte uyarmıyorsunuz. Bu başlığa, bu konu ne alaka sadede gel diye :)
Sevdiğimizi,hoşlandığımızı, bizim duygularımızı bilmeyen-hissetmeyen adamı "kıskanıyoruz".
Kızlarla/erkeklerle mi konuşuyor. Aman Allah!
-Vazgeçtim artık ondan istemiyorum. Deyiveriyoruz.
Sadece demekle değil, hareketlerimizle belli ediyoruz bunu.
Günaydın dese; soğuk bir günaydın çıkıyor ağzımızdan.
Belkide (gereksiz) tripler atıyoruz.
Aslında istediğimiz, onu kendimizden uzaklaştırmak değil...
Bağıra bağıra söyleyemediğimiz o cümleyi hissettirmek.
"BENİ FARKET ARTIK"
veya
"SENİ SEVDİĞİMİ,KISKANDIĞIMI GÖR"
Ama şu da acı bir gerçek ki...
Saçma ama, kıskanıyorsun. Kıskanmaya devam ediyorsun.
Farkedilmiyorsun...
2 Temmuz 2012
Kız kafası. (Kısa ve öz)
Asla erkeklere güvenmeyin.
Çünkü o ayrılsanız da beklediğiniz, herşeyden vazgeçip ondan geçemediğiniz, geceleri onu düşünerek uyuyup, sabahları onun adıyla uyandığınız hiçbir ana değmez.
Onlar giderler.
Beklemezler.
Bekleyeni görmezler.
Yenisini bulurlar.
Bekleyeni unuturlar.
Sevmezler.
Sevseler de söylemezler.
Onlar zamanın geçmesinden yanadırlar.
Ve asıl zaman kızlar için durmuşken, onlar için akar gider...
Onlar güvenilmezdir.
Hayatınızı onlara asla (!) bağlamayın.
1 Temmuz 2012
Bir bilinmeyen.
Tanıdığınızı insan olamaz. Kimseyi tanıyamazsınız.
"Ben tanıyorum seni abi..." diye devam eden cümleler ağız alışkanlığıdır sadece.
Her insanın görülmemiş bir yüzü, kimselere anlatmadığı bir sırrı, bilinmeyen bir düşüncesi vardır.
Onu ondan başkası bilemez.
En yakın arkadaşınızı, sevgilinizi, eşinizi, annenizi, babanızı tanıyamazsınız.
Neleri sever, neleri sevmez bilirsiniz ama... Bilinmeyen kısmını çözemezsiniz.
İşte bu kısımda bir kör nokta vardır.
Bazıları kuruntu yaparlar.
- Sen benden bir şey saklıyorsun!
- Senin bir derdin mi var?
- Ben en yakının değil miyim? Niye bana hiçbir şey anlatmıyorsun?
Bu gibi sorular, boğar.
Üstelemeyin.
Üstüne gidilen insan, kaçar.
Kaybedersiniz, kaybetmek istemiyorsanız; onun dilinin kendiliğinden çözülmesini beklemelisiniz.
Kendini tamamen deşifre etmesini değil.
Çünkü;
Ne sen, ne ben, ne de o...
Kimse kendini tamamen ele vermez.
Bilinmezliği hep kalır.
"Ben tanıyorum seni abi..." diye devam eden cümleler ağız alışkanlığıdır sadece.
Her insanın görülmemiş bir yüzü, kimselere anlatmadığı bir sırrı, bilinmeyen bir düşüncesi vardır.
Onu ondan başkası bilemez.
En yakın arkadaşınızı, sevgilinizi, eşinizi, annenizi, babanızı tanıyamazsınız.
Neleri sever, neleri sevmez bilirsiniz ama... Bilinmeyen kısmını çözemezsiniz.
İşte bu kısımda bir kör nokta vardır.
Bazıları kuruntu yaparlar.
- Sen benden bir şey saklıyorsun!
- Senin bir derdin mi var?
- Ben en yakının değil miyim? Niye bana hiçbir şey anlatmıyorsun?
Bu gibi sorular, boğar.
Üstelemeyin.
Üstüne gidilen insan, kaçar.
Kaybedersiniz, kaybetmek istemiyorsanız; onun dilinin kendiliğinden çözülmesini beklemelisiniz.
Kendini tamamen deşifre etmesini değil.
Çünkü;
Ne sen, ne ben, ne de o...
Kimse kendini tamamen ele vermez.
Bilinmezliği hep kalır.
Başlarken...
Her insanın hayatında bir dönüm noktası vardır. Kimi bu dönüm noktasına daha gelmemişken, kimileri ise çoktan o noktadan geçip gitmiştir.
Peki önemli olan, bu dönüm noktası mıdır?
Hayır. Önemli olan, dönüm noktasına varırken yapılan tercihlerdir.
"Tercihler, hayatınızın rotasını belirler."
Tercihlerinizin size doğru yolda eşlik etmesi dileğiyle...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)