6 Temmuz 2012
Saçma ama, kıskanıyorsun...
Kimdir, neyin nesidir tam olarak bilmeden bağlanıyoruz karşımızdakine...
Koşulsuz, çıkarsız...
Bırakın sevmek, hoşlandığımızı bile bilmeyen bir insana bağlanıyoruz.
Bilse ve aynı duyguları bize karşı hissetmese de bağlı kalırız yine, bunu da biliyoruz.
Aslında şöyle bir şey bizde ki; "kalbimde biri olsun, ben onu sevdiğimi bilerek yaşayayım. Doğru insansa bir gün bağlılığımın sonucuna ulaşırım, yanlışsa da doğru insana götüren yolda vakit geçirmiş olurum." mantığı.
Yani ana fikir; kalbim boş kalmasın.
Yanlış mı, doğru mu bilinmez. Ama şu da bir gerçek ki; kimse yalnızlığa ömrünün sonuna kadar dayanamaz. Aşk olmasa yada aşk değil de ufak bir kıvılcım olmasa bile karamsar bir hale bürünebilir.
Her neyse, hiçte uyarmıyorsunuz. Bu başlığa, bu konu ne alaka sadede gel diye :)
Sevdiğimizi,hoşlandığımızı, bizim duygularımızı bilmeyen-hissetmeyen adamı "kıskanıyoruz".
Kızlarla/erkeklerle mi konuşuyor. Aman Allah!
-Vazgeçtim artık ondan istemiyorum. Deyiveriyoruz.
Sadece demekle değil, hareketlerimizle belli ediyoruz bunu.
Günaydın dese; soğuk bir günaydın çıkıyor ağzımızdan.
Belkide (gereksiz) tripler atıyoruz.
Aslında istediğimiz, onu kendimizden uzaklaştırmak değil...
Bağıra bağıra söyleyemediğimiz o cümleyi hissettirmek.
"BENİ FARKET ARTIK"
veya
"SENİ SEVDİĞİMİ,KISKANDIĞIMI GÖR"
Ama şu da acı bir gerçek ki...
Saçma ama, kıskanıyorsun. Kıskanmaya devam ediyorsun.
Farkedilmiyorsun...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder